Mezopotamya ve Botan’ın bağrında; kadim ve zengin bir tarih yatmaktadır. Bu kadim tarihten bir iki örnek verecek olursak: Cudi dağına tırmanırken kayalara işlenmiş dev figür ve heykeller, Gıré élime çıkarken dev bazalt taşlarına işlenmiş zew-ziyafet resim ve kabartmaların tasvirleri, bu coğrafyada sayıları yüzleri aşan hüyükler, adeta Laleşin küçük bir kopyası olan Kiwex antik köyü vb. İşte bu bir birbirinden değişik medeniyetler kendilerine özgü inançlarla da yaşamaya devam etmişler. Bu kadim topraklarda çok sayıda inanç da mevcut idi. Halı hazırda; yani günümüzde İslamiyet, Süryanilik ve Yezidi dinleri bulunmakta. Bu değişik dinlere mensup insanlar beraberce, kardeşçe bu kadim coğrafyada yaşadılar ve hala yaşamaya devam ediyorlar. Bizde bu sefer bu coğrafyanın bağrından çıkan Samo Ağa, Kırivé Samo, Namı diğer Bavé Xatuné’yi anlatacağız.
Samo (Kanalga) Ağa, Kırivé Samo, Namı diğer Samo Bavé Xatuné. İdil ilçemizin Süryani asilzade bir ailesinin oğludur. 1926 yılında İdil içesine bağlı Kiwex (Mağara) köyünde doğdu.
Samo Ağa İdilde ki Süryani halkların ağalarından birisidir. İdil çarşısına çıktığında takım elbisesi, kıravatı, elinde kehribar tesbihi ve belinde daima tabancası olurdu. Cömertliği, gözünü budaktan sapmayan yiğitliği, kendi halkının hakkını savunduğu gibi çevre köylerde ki Müslüman halkının da hakkını savunduğu bir lider idi. Asla insanların etnik kökeninden dolayı aralarında ayırım yapmazdı. Yapanları da şiddetle ikaz ederdi. Çevredeki Müslüman ağalar ile her daim irtibatlı idi. Onlarla hiçbir zaman diyaloglarını kesmezdi. Örnek vermek gerekirse; Meman Aşireti lideri Ali Ağa, Alakamış köyünde oturan Osman Ağa, Abuzeyd Çevrim Ağa vb. şahsiyetlerle çok samimi idi. Onlarla samimiyetinden olacak ki bazı ağa arkadaşlarına yüzlerce dönüm arazı verdiği olmuş. En ufak bir sıkıntılarında yanlarında olurdu. Durum böyle olunca Samo Ağanın hem Süryanilerden, hem de Müslümanlardan düşmanları çok olurdu. Çevredeki Aşiretlerde maalesef her zaman kavgalar yaşanırdı. Bu kavgaların bazıları ölümle neticelenirdi. Hal böyle olunca Samo Ağa haklıyı savunurdu. Hep haklıdan yana tavır koyar, gerekirse güç bile kullanırdı. Bu gibi durumlar karşı tarafın işine gelmediği için onu resmi mercilere hep şikayet ederlerdi. Bu şikayetlerden dolayı 24 defa ceza evine girmişliği oldu. Cezaevinde kaldığı süreler genelde kısa olurdu. Yalan şahitlikler adli mercilerce tespiti yapılınca tahliye kararı verilirdi ve cezaevinden çıkardı Samo Ağa. Cezaevinde bulunduğu zamanlarda mahkumlar arasında yaşanan haksızlıklara son verirdi. Cezaevinde bulunduğu süre zarfında da mertliğini sürdürürdü. Kendisine dışarıdan gelen yiyecekleri tüm cezaevindeki mahkumlarla paylaşırdı. Haksız insanların üzerine çekinmeden yürüyen Samo Ağa çoğu kavgalarda kıl payı ölümlerden döndüğü vuku bulmuştur. Namı çevreye yayılan ağanın ismi ile beşikte ağlayan çocuklara anneleri lori loriyi ezgiye çevirip söylerken: ‘Yeter ağlama çocuğum, eğer ağlamaya devam edersen Samo Ağa gelir seni alır götürür.’ Derlerdi.
O tarihlerde İdil’de cami, otel ve lokanta olmadığından çevre köylerden alışveriş işi için veya resmi dairelerde ki işleri için gelen insanların çoğu Samo Ağanın evine misafir olurdu. Hatta bu misafirlerden bir kısmının işleri aynı gün bitmezdi. Gecede evinde yatılı kalırlardı. Müslüman misafirler ibadetlerini aksatmasınlar diye her daim evinde seccade ve abdest suyunu koyacak ibrik bulundururdu. Sokakta rastladığı herhangi bir insana: ‘Buyurun benimle bizim eve gelin, yemeğinizi yiyin ve namazınızı kılın öyle gidin.’ Derdi.
Samo Ağa siyaset ile de yakından alakadar olurdu. Belediye seçimlerinde aday olan şahıslar kendilerine gider desteklerini isterlerdi. Belediye Başkanı seçilen kişinin kazanmasında büyük rolü olurdu.
Zamanında İl encümenliği de yapan ve bir dönem İdil Belediye Başkanı da seçilen Abuzeyd Çevrim ile beraber siyaset yapardı. İkisi beraber İlçenin sorunları için bir çok kez Ankara’ya gitmişlerdir. İlçenin sorunlarını zamanın Başbakanı ve bilahare Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e götürürlerdi. Süleyman Demirel Abuzeyd Çevrim ve Samo Ağaya çok kiymet verirdi. Kendilerini makamında ağırlardı.
İki evlilik yapan Samo Ağanın birinci eşinden beş, ikinci eşinden Hatuné adlı bir kızı oldu. Hatuné adlı kızı büyüdüğünde onu bir erkek olarak görüp hep yanında gezdirirdi. Hatta kahvehaneye gittiğinde dahi yanına alırdı. Dostlarına derdi ki bir gün çocuklarımdan biri benim yerimi alırsa Hatuné alır. Yapacağı bir işi, bir müşkülü olduğunda sadece Hatuné’ye söyler Hatuné’ye danışırdı. İkisi beraberce hal etmeye çalışırdı. Kızı Hatuné babası Samo’nun yanında çok kiymetli olduğunu bilen düşmanları Samo’nun evde olmadığı bir gece onu kaçırma planı kurarlar. Gayeleri Hatuné ellerinde iken babası Samo Ağayı alt etmek, dize getirmek, istediklerini ona yaptırmak ve iyi bir intikam almak idi. Düşmanları bilirlerdi ki babası Hatuné’ye bir zarar gelmemesi için her şeyini vereceğini, her şeyinden vaz geçeceği. Düşmanların bu planının istihbaratını alan Meman Aşiretinden Samo Ağanın bir dostu hızlı davranarak yanına adamlarından birkaç tanesini alıp İdil’de ki evlerinin önünde nöbet tutmaya başlar ta ki Samo Ağa eve gelinceye kadar.
İdilli Süryanilerin Avrupa’ya bazı nedenlerden dolayı göç ettiklerinde Samo Ağa’da 1985 yılında ailesiyle beraber Almanya’nın Stuttgard şehrine göç eder. 2015 yılında hastalandığında kızı Hatuné’yi yanına çağırır ve derki: ‘Kızım senden iki isteğim olacak. Bu iki vasiyetimi mutlaka yerine getirmeni istiyorum. Birinci vasiyetim ben öldüğümde; üzerinde doğup büyüdüğüm, hayatımın kahır ekseriyetinin içinde geçtiği memleketim olan İdil’e götürün ve beni orada defin edin. Beni gurbet ellerinde bırakmayın. İkinci vasiyetim seni ne kadar sevdiğimi bilirsin Hatunum. Beni kabre koyarken bir resmini kalbimin üzerine koyup ondan sonra üstümü torakla örtün.’ Samo Ağa vefat ettiğinde tarih 15 Şubat 2015’i gösteriyordu. Kızı Hatun babasının bu çok kıymetli iki vasiyetini eksiksiz yerine getirdi.
KAYNAK: Hatun KANALGA
Kirive Samo Ağa
- 08 Mart 2025, 05:51
- 469
YORUM EKLE
Yorumunuz Onaylanmak Üzere Gönderildi